17 Temmuz 2013 Çarşamba

La Dolce Vita - Tatlı Hayat

Orjinal ismi: La dolce vita
Tür: Komedi,dram
Yıl: 1960
İmdb: 8.0
Yönetmen: Federico Fellini

Film hakkında kısa bir bilgi verip bu filmde beni çok etkileyen o elbiseye geçeceğim.Filmimiz Romada geçer ve Romadan güzel sahneler vardır.İçinde eleştiri olan filmler her zaman kendi döneminden daha uzun süre varlığını sürdürmüştür.Burada da Fellini'nin medya ve yüksek sosyoteye bir eleştirisi var.Ahlaki değerlerin kayboluşunu gözler önüne seren bir başyapıt.Fellini'nin bir dahaki yazımda bahsedeceğim ünlü yazarların da en sevdiği filmlerinden olan 8 buçuk'unu da yakında izlemeyi planlıyorum.

Şimdi gelelim en iyi kostüm dalında ödül alan filmin harika kostümüne!









Ne güzel kadınsın sen Anita Ekberg! Ve sen ne güzel bir elbisesin!

15 Şubat 2013 Cuma

A short film about love - Aşk üzerine küçük bir film




Orjinal ismi: Krótki film o milosci 
Tür: Dram
Yıl: 1988
İmdb: 8.2
Yönetmen: Krzysztof Kieslowsky

   Sıcağı sıcağına yazmıyorum bu filmi.İzleyeli biraz oldu ama hala görüntüleri aklıma geliyor.Filmin sonunda etkilediğini düşünmesem de şu an demek ki etkilemiş diyebiliyorum.

     Krzysztof kieslowsky'nin dekalog serisinden bir film basit gibi görünüyor ama düşündükçe derin bir film olduğunu görüyorsunuz. Kırık bir hikaye.Çok çok gerçek.Coşkulu aşk filmlerinden çok kırık aşk hikayeleri daha etkiler beni.Gerçeğe daha yakındır hayatın kendisine daha yakın.Hikayede bir gencin 30 yaşlarında bir kadına olan aşk hikayesi anlatılıyor.Onlarınki hikaye oluyor şimdiki birçoklarının yanında.O zamanlar aşk daha çok emek gerektiriyormuş demek.Daha hisli.Bu filmi içinizde hissediyorsunuz gerçek kokuyor adeta.Genç saflığı temsil ediyor ve ne güzel bilemezsiniz.İzleyince hak vereceksiniz inanın bana.Aşk masum bir şey ona göre.Aşkın masumiyeti yitirmesi ona ağır geliyor.Meşhur bir sahnesi vardır ki onun için bile izlenebilir-Gencin kulaklarına buz bastırdığı sahne-.Sinema budur!

   Son olarak o sahneden bir kare paylaşıp gidiyorum.İyi seyirler!



27 Ocak 2013 Pazar

À bout de souffle-Serseri aşıklar








Ben hep kendi adıma konuştum sense kendi adına.Oysaki sen beni ben de seni anlatmalıydık. 


-
Uyku hüzünlü bir şeydir... İnsan mecburen ayrılıyor... Birlikte uyumak deniyor ama doğru değil.




Benim korktuğumu söylemiştin. Doğru: korkuyorum. Çünkü beni sevmeni istiyorum. Ama aynı zamanda da, artık sevmemeni istiyorum.



29 Kasım 2012 Perşembe

12 Angry Men-12 kızgın adam



Tür:Dram
Yıl:1957
İmdb:8.9
Yönetmen:Sidney Lumet

Konu: Film babasını öldürmekle suçlanan bir çocuğun duruşmasında bir jürinin diğer 11 jüri üyesini şüphelinin suçsuz olduğuna ikna etme çabaları hakkındadır.

      1957 yılında çekilmiş,siyah beyaz ve tek bir odada sadece diyaloglardan oluşan bir film düşünün.Kulağa ne kadar sıkıcı geliyor öyle değil mi?Ama kesinlikle öyle değil.

      Film hayat dersi veriyor.Aklınızda çeşitli sorular beliriyor.Senaryonun içerisinde buluyorsunuz kendinizi.Bir an bir jüri üyesini savunuyor sonra bir diğerini bir de bakmışsınız ki kendi kendinize konu hakkında düşünceleriniz oluşmaya başlamış.Filmin eleştirel havasının içindesiniz.Sorguluyorsunuz.Kesin hükümlerin(ön yargıların) gerçeğin nasıl göz ardı edilmesine yol açtığını görüyorsunuz.Ve biliyorsunuz ki siz de diğer 11 jüri üyesi gibisiniz.Kendinizin tamamen dışında olan sizinle ilgili olmayan bir konuda bile(hatta bu bir çocuğun ölümüne yol açacak bir konu da olsa) kendi kişisel düşüncelerinizi ortaya atıyorsunuz.Tarafsız olmak çok mu zor?

      Filmin diğer bir güçlü unsuru da 'inanmak' üzerine.Bir konuya ne kadar inanırsanız karşınızdakini de etkileme gücünüz o kadar yüksek olur.İnandığınız konuya körü körüne değil de kendi araştırma ve bilinçliliğinizle dahil olursanız kendinize o konu hakkındaki güveniniz de o kadar sağlam olur.
Dediğim gibi çok yönlü,tarafsız,ön yargılardan arınmış,eleştirel düşünmeyi savunan bir film bu.Bunu da sadece diyalogdan ibaret olsa da içine alarak yapıyor ve asla sıkmıyor.Film kesinlikle size bir şeyler katıyor!